HEDEF SENSİN - MERAL KIR (KİTAP YORUMU)

5 Oca 2020


Adı: Hedef Sensin
Yazar: Meral Kır
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Tür: Romantik, Macera, Polisiye, Criminal,
Puanım: 4,5 / 5


Gazeteci Zeynep Erdem’in yatağında tanımadığı genç bir kadın acımasız bir katil tarafından öldürülür. Üstelik Zeynep’in, katilin kim olduğu hakkında en ufak bir fikri dahi yoktur. Bildiği bir şey varsa o da geçmişin aslında hiç geçmediği ve tüm karanlığıyla bugünü yerle bir etmeye geldiğidir. Şimdi, Zeynep’in tek isteği karanlık cinayeti aydınlatmaktır. Ona en çok yardımı dokunacak kişi yan komşusu Savcı Güçer’den başkası değildir…

Savcı Güçer, karanlık detaylarla dolu cinayetin kurbanını son gören kişidir. Hemen bir duvar ötesinde işlenen korkunç cinayet, savcıyı hem katili yakalamaya hem de hesapta olmayan bir aşka doğru sürükler. Zeynep yavaş yavaş hayatına sızarken Güçer’in ondan uzaklaşması ve asla gözlerine bakmaması gerekir. Ama aşk apansız gelir, insanı amansız bırakır. Aklınızın ve kalbinizin sınırlarını zorlayacak bu hikâyeyi okumadan önce derin bir nefes alın.

Çünkü soluksuz okurken buna ihtiyacınız olacak.















Hedef Sensin, uzun bir zaman sonra yeniden Meral Kır okumanın keyfine vardıran bir kitaptı benim için. Meral abla her seferinde daha güzel, sürükleyici kurgular yazıyor ve gitgide geliştiriyor kalemini. İlk kitabı Aylardan Aşk'tan Hedef Sensin'e kadar okuduğum kitaplarını düşünerek diyebilirim ki tam anlamıyla orijinal bir polisiye okuma keyfini yaşattı bu kitap. 

İlk okumaya başladığımda kurgu, farklı bir hava kokuyordu; tabii burada ne farklı diye düşünürdü beni sürekli ve sonra fark ettim ki uzmanlıkla yazılmış, polisiye yönü kuvvetli bir kitap okuyordum bu kez. Aşk unsurunun geri planda kaldığı ve Polisiye Romans'tan daha ziyade kusursuzca kurgulanmış bir criminal romandı Hedef Sensin.

Polisiye/Aşk türünü daha çok tercih etsem de Meral abladan saf bir polisiye okumanın zamanı gelmiş sanırım çünkü epey merakla ve temposu düşmeden okudum tüm kitabı. En güzel yanıysa kitap boyunca katile dair tek bir ipucu bile bulamıyor oluşumdu.Sayfalar akıyor, akıyor, akıyor ve siz yine de katile dair bir şey bulamıyor, sadece sayfalarla beraber katil için olası adaylarınızı artırıyorsunuz. E, haliyle de "Katil uşak!" teorileri üreterek kitaba devam ediyorsunuz.

Baştan söyleyeyim katili doğru tespit etmeniz zor, hatta imkânsız. Zaten sevgili yazarımız da artık sonuca bağlama kısmına gelince katilin ortaya çıktığı yeri  'Alın katil!' şeklinde veriyor. Bence daha sayfalarca gizleyip kurguyu sürdürebilirdi ama ne yazık ki finale geliyorduk artık. :)) Biraz daha uzatmasını istemedim değil hani. Sonuçta o kadar teori ürettikten sonra katilin böylesine beklenmedik biri çıkması beni çok sinir etti. Az daha uzun olsaydı, savaş verip belki bulurum umutlarım hâlâ var.

Bu arada kitaptan da kısaca bahsetmem gerekirse; gazeteci Zeynep Erdem'in dışarıda olduğu bir Cumartesi gecesi, evinde ve yatağında ölü bir kadın bulunur. Başta herkes ölen kadının Zeynep Erdem'in ev arkadaşı olduğunu sanırken aslında öldürülen kadının kimliği belirsiz biri olduğu ortaya çıkar. Daha da önemlisi onu son görenlerden biri de Savcı Güçer'dir. Güçer'in vahşice katledilen kadının kimliğini ve katili ortaya çıkarmak için verdiği savaşta Zeynep Erdem'in geçmişi her şeyi birbirine katar...

















Bir kadının özel olduğunu bilmesi için ne gerekirdi?
Duymak, hissetmek, yaşamak…
Zeynep aynı gecede üçünü birden yaşamıştı.

***

“Geç kaldın komiser!”
“Bazılarımızın bir hayatı var.”
“Bazılarımızın da bir hayatı vardı!” diyen Doktor, Mert’e doğru dönüp kenara çekildi.
Amacı komiseri şoka uğratmak ve adamın yüzünün alacağı şekli seyretmekti. İstediğine de ulaşmıştı. Yatakta gördüğü manzara komiseri şoka uğratmaktan ziyade sarsmıştı.
Midesi altüst olan Mert “Burada ne olmuş böyle?” diye sormayı başarsa da sesi sanki kuyunun dibinden geliyordu.
“Vücudunda kesikler var, ama hiç biri derin değil. İki elinin parmakları da düzgün olmayan bir şekilde kesilmiş ve alınmış…”
“Neredeler peki?”
“Onları bulmak sizin işiniz, komiser” diyen Yelda, sözünün kesilmiş olmasına aldırmadan anlatmaya devam etti. “Bu odada olmadıkları söyleyebilirim.”
Doktorun yorumuyla yardımcısına dönen Mert “Peki evin geri kalanında?” diye sordu.
“Şimdilik bir şey bulunamadı.”

***

Bir şey söylemesine de gerek kalmadan Başkomiser Mert kapıda belirdi ve “Beni görmek istemişsiniz,” dedi. Ancak karşısında dikilen Esmer’i görünce yüzündeki ifade anında değişti. “Bu davada yalnız çalışacağım, ortak istemiyorum, hele seni hiç istemiyorum.”
“Tüh oysaki ben sana bayılıyordum.”
“Bundan kocanın haberi var mı?”
“Dua et de olmasın.”
Mert’in şu anki asıl sorunu,

***
“Seninle bir kitapçıda, baskısı tükenmiş kitabın kalan son adedine aynı anda uzanırken tanışmayı isterdim.”
“Bu hayalde kitabı hangimiz alıyor?”
“Güzelliği de o zaten, tanışmaktan bahsediyorum. Yani kitabı birlikte okuyoruz.”
Güçer hayal kuran birisi hiç olmadı. O bugüne kadar istemiş ve almıştı. Ancak şimdi bir hayal kurmak ve o hayalin gerçekleşmesini diledi.








7. KOĞUŞTAKİ MUCİZE (FİLM YORUMU)

25 Eki 2019



Orijinal Adı: Mircale in Cell No 7
Uyarlama: 7. Koğuştaki Mucize
Tür: Dram, Romantik, Komedi
Yönetmen: Mehmet Ada Öztekin
Beyazperde: 4,6 
Imdb: 8,4
Süresi: 2 Saat, 12 Dakika
Yapım Yılı: 2019
Gösterim Tarihi: 11 Ekim 2019


Upuzunnn bir aradan sonra blogumu kullanmaya ve yeniden yayın girmeye karar verdim. Tabi ne kadar özlediğimi de yazarken fark ettim. İnşallah bir daha bu kadar ara vermeyeceğim. :)
Bu uzun aradan sonra ilk yazımı da güzel bir film yorumu için yapacağım.

7. Koğuştaki Mucize, izlediğim en iyi filmler arasında ilk 5'i görmüş bulunmakta şu an. Aslında orijinalinde Miracle in Cell No 7 isimli bir Kore yapımı olan bu filmi, ilk kez orijinalini izlemeden seyrettim ve inanılmaz etkilendim. Gerek oyunculuk, gerekse senaryo olsun her şeyiyle çok iyi harmanlanmış ve biz izleyicilere sunulmuş, başarılı bir yapıttı.

Tabii eve geldiğimde Miracle in Cell No 7'ye de bir göz attım (aradan bir zaman geçine detaylı izlemeyi düşünüyorum) ama 7. Koğuştaki Mucize'nin kat kat daha iyi olduğu kanısındayım. Çünkü oldukça farklılık gösteriyor senaryo. Belki bizim örf ve âdetlerimizin, yaşanılan olayın dayandığı zamanın ve geçmişte kullanılan katı kuralların nelere mal olabileceğini bilmenin verdiği bir etkidendir; bilemiyorum. Yine de oldukça duygu yüklü ve gözünüzde yaşlarla, gülerek izleyeceğiniz bir film... Bir sahnede gülerken bir başka sahnesinde gözünüz doluyor ama ağlamaya fırsat bulamıyorsunuz çünkü bu duygu geçişinin dengesi tam oranındaydı.

Senaryoyu bu kadar güzel bir şekilde şekillendirmelerinden ötürü senaristlerini de tebrik etmek lazım tabi. İki saat boyunca öyle bir auraya kapılarak izliyorsunuz ki filmi, her sahnesinde sizi içine çekip hapsediyor adeta. Ve en büyük tebrik de Aras Bulut İynemli'ye olmalı. Başka bir oyuncunun bu rolü böylesine derinden oynayabileceğini düşünemiy
orum bile. Hem oyunculuğuyla hem de kişiliğiyle filme çok başka bir renk katmıştı kendisi.

Filmde Ova ve Memo'nun duygusal ve bir o kadar da sevgi dolu hayat hikâyelerini izliyoruz. Flashback ile başlayan hikaye, geçmişe giderek idam cezasının hüküm bulduğu bir dönemde yaşanan bir dizi trajik olayı ele alıyor.

Memo, zihinsel engelli bir baba. Kızı Ova ve babaannesiyle birlikte yaşayan Memo'nun kızına olan düşkünlüğü ve sevgisi izleyici olarak ilk sahnesinden son sahnesine kadar herkesi etkiliyor çünkü o bir melek, melekler gerçekten yer yüzünde var. :)

Film, kızının istediği Heidili çantayı ona almak için çabalayan Memo'nun, bir iftiraya uğrayarak hapse atılması ve bir dizi işkence verici olay yaşamasıyla başlıyor. Önce katil ilan ediliyor, sonra darp ediliyor ve daha sonra tutuklanıyor. Tutuklandığı koğuşta da başta birçok zor gün geçirmesine rağmen zamanla 7. Koğuş'a renk katıp, onlara mutlu olmayı, gülmeyi öğretiyor. Ve her şey hem koğuştakilerin hem de kendi kaderini değiştirmesiyle devam ediyor.

  • "Sevmek biri için ölmek değil, her şeye rağmen yaşayabilmekmiş."

Öyle ya, gerçekten sevmek birisi için her şeye rağmen ayakta durup, onu düşünmek ve özlemekle geçiyor. Bu filmde her yönüyle bunu görebiliyorsunuz.Çok fazla detay bir yorum yapmak istemedim. Spoiler olmamasını tercih ediyorum. İzleme zevkinizi kaçırmadan,kesinlikle izlenmesi gereken ve her türlü duyguyu içinde barındıran bir filmdi diyebilirim.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS